Organik Kozmetik Hakkında Merak Ettikleriniz
  • 26.06.2020
  • Akka

Organik Kozmetik Hakkında Merak Ettikleriniz

Değişen kültürel ve ekonomik koşullar, ayrıca ilerleyen bilim ve teknoloji, kozmetik kullanıcılarının dermo kozmetiklere bakış açılarına ve beklentilerine farklılık getirmiştir.Kozmetik üretiminde katkı maddesi olarak şifalı bitkilerin kullanımı tesadüf değildir. Biyoaktif maddelerin kaynağı, bilinen en eski kaynaklarda şifalı bitkiler olarak gösterilmektedir. Hiçbir çağdaş kimya laboratuvarı, cildin doğal yapısına uygun olarak bu kadar çeşitli ve etkili kombinasyonları bir araya getiremezdi. Bu nedenle bitki esaslı kozmetiklerin kullanılması insan sağlığına faydalı ve gereklidir.Yüzyıllar önce insanların sağlık ve cilt sorunları bu kadar yoğun değildi. Yapılan bilimsel çalışmalar doğal yollarla vücuda uygulanan organik özlerin insan yaşamındaki önemini ortaya koymuştur. Güzel bir cilt ve vücut nasıl oluyordu da böyle yıpranmadan tazeliğini koruyabiliyordu? Elbette ki doğal yollarla bu mümkündü… Bu nedenle, endemik ve şifalı bitki yetiştiriciliği özellikle eski zamanlarda önem kazanmıştır. Özel teknikler kullanılarak elde edilen bitki özleri tazeliğini özel saklama teknikleri ile korumuştur. Yaşlanma, çevresel faktörler, güneş ışınlarına aşırı derecede maruz kalma gibi süreçlerden kaynaklanan sağlıksız cilt görünümünün iyileşmesine yardımcı olmak için geliştirilen doğal ürünler, bu alandaki etkilerini göstermişlerdir.     

Dünden Bugüne Organik Kozmetik Sektörü

Aslında, uzun yıllardır bilinçli tüketiciler organik kozmetikleri tercih etmektedir, bu kişilerin yanı sıra ekolojik bilinç düzeyi yetersiz olan ancak cilt sorunları yaşayan veya hassas ciltlere sahip kişiler de ekolojik kozmetikleri zorunlu olarak kullanmaktaydılar. Dünyamızda son 50 yılda kimyasal maddelerin kozmetik ürünlerin içeriğinde de yer alması ve ekolojik alandaki bilgi düzeyinin yükselmesi ile bilinçli tüketici sayısının tahminlerin üzerinde artmasına neden olmuştur. Organik ürünlere olan arzın artması ile sıradan alışveriş merkezlerinde bile ekolojik ürünler satılmaya başlanmıştır. Yetmişli yıllarda; özellikle Almanya'da yeşil ve çevreci akımın etkisiyle başlayan doğala yöneliş sonucunda seksenli yılların ortalarında açılan doğal ürün mağazası sayısı 3000 civarına ulaşmıştır. Günümüzde ise bu sayı rakamlarla ifade edilemeyecek düzeydedir. İspanya'dan İtalya'ya ve Çek Cumhuriyeti'ne kadar her ülkede sayısız doğal ürün mağazası vardır. Ülkemizde ise ilk doğal ürün marketi 1994 yılında İstanbul Bakırköy'de açılmıştır ancak burada da kozmetik ürünler ağırlıktaydı. Bugün Türkiye'nin birçok yerinde doğal ürün mağazaları açılmış durumdadır. Gözlemlerime göre son aylardaki ekonomik dalgalanmalardan en az etkilenen işlerin başında organik ürün ticareti gelmektedir. Ayrıca, doğal ürün mağazalarının da birbiri ardına açılmaya devam ettiğini görüyoruz. Bu mağazalarda, gerçek doğal ürün satarak tüketicinin güvenini kazananların uzun süreli olacağını ve uzun vadede işlerini büyüteceklerini tahmin ediyorum.

Tüketici Doğal Olanla Olmayanı Nasıl Ayırabilir?

Sorunun cevabı gerçek bir sertifika. Bilindiği gibi, birçok ülkede bağımsız tüketici dergileri ve bunlar arasında da sadece ekolojik konulara odaklanmış olanları var. Örnek: Almanya'da ÖKO-TEST. Bu tip dergiler, öğrencilerin sırt çantasından duvar boyasına, rujdan yoğurda, kahveden şampuana ve oyuncaklara kadar piyasaya sunulmuş ürünlerden örnekler toplayarak bağımsız laboratuvarlarda çevreyle ilgili ölçütlerine göre analiz ettirip dergide yayınlıyorlar. Böylece, doğal olanı ve olmayanı apaçık görebiliyorsunuz. Günümüzde internet yolu ile ürün içeriklerine ulaşıp doğallık şartlarını, bu tip ürünlerin içinde bulunmaması gereken maddeleri öğrenmek mümkündür. Örneğin doğal sertifikaya sahip bir diş macununda veya bir şampuanda "sodyumsülfat" bulunmaması gerekmektedir. Aynı şekilde raf ömürlerini uzatmak için sertifikalı doğal ürünlerde paraben ve diğer konserve edici sentetik maddelerin kullanılması mümkün değildir. Her ne kadar doğal olarak lansa edilse bile bu ve benzeri maddeleri içeren ürünlerin sertifika almaları söz konusu değildir. Ne yazık ki, doğal ürün sertifikasına sahip olmayan birçok ithal ürün, bu ürünlerin üretildiği ülkelerde bile kullanılmadıkları halde ülkemizde, üstelik "organik ve doğal" şeklinde bir arada bile rahatlıkla satılabilmektedir. Hem yerli hem de ithal ürünlerde sadece ürünün içindeki birkaç bileşeni için verilmiş olan sertifikayı sanki ürünün tamamı organikmiş, ürünün organik sertifikası varmış gibi sunmaya çalışanlar vardır. Ürün içerisinde diğer zararlı bileşenler gözden kaçırılmaya çalışılıyor. Hâlbuki bir ürünün doğallık sertifikası alabilmesi için hammaddelerinin tamamının doğal olması bile yetmemektedir. Üretiminin de mutlaka çevreyi koruyan ve doğal kaynakları tasarruflu kullanan yöntemlere göre yapılması ve ambalajının da mutlaka geri kazanılabilir olması gerekiyor.Şu anda gerek AB ülkelerinde gerekse ülkemizde geçerli yasalara göre üretilen ya da ithal edilen tüm kozmetiklerin içeriği INCI başlığı ile ambalaj üzerinde verilmek zorundadır INCI, International Nomenclature of Cosmetic Ingredients'in baş harflerinden kısaltılmıştır. Bu bileşenler ya İngilizce kimyasal adlarıyla ya da Latince bitki isimleriyle verilmek zorundadır. Bu, AB ülkelerinde 1997, bizde ise 2004 den beri böyledir. İçerik bileşenleri verilirken şu veya bu özü olarak yazmak yasaktır. Tüketici, doğallık sertifikası olmayan ürünlerde içeriği kontrol ederek kendini koruma şansına sahiptir. Ama ne yazık ki doğallık iddiasındaki bazı ürünlerde dahi olmak üzere birçok ürünün üzerinde "önemli içerik maddeleri" başlığı altında birkaç bitki özü ön plana çıkarılıyor, diğer zararlı ve hatta kanserojen bileşenler maskeleniyor, yazılmıyor. İşte bu nedenle doğal ürün almak isteyenler için “sertifika” daha da önem kazanıyor. Burada yetkili otorite yasanın uygulanmasına özen göstermeli, denetlemelerini sıklaştırmalıdır. Ayrıca, sağlığını düşünen tüketici de ambalaj üzerinde yer alan ürün içeriklerini okumayı alışkanlık haline getirmelidir.

Tüketiciler Organik Ürünleri Tercih Etmeli mi?

Çevre kirliliğinin son on yıllarda inanılmaz boyutlara gelmesi ile başta insan olmak üzere tüm canlılar için birçok olumsuzluğun oluşması zaten tüketiciyi organik ürünleri tercih eder duruma getirmiş bulunmaktadır. Tüketici, ürünlerde bulunabilecek zararlı maddelerle ilgili bilgilendikçe tercihini organik ürünlerden yana koymaktadır. Hatta çoğunlukla, fiyat daha yüksek olsa dahi organik ürün almayı tercih ederek riskleri en aza indirmeye çalışmaktadır.Ekolojik ürün satan kurumlar da bu nedenle tüketicilerin bilinçlenmesi yolunda çalışmalarda bulunmakta, böylece hem pazar paylarını artırmakta hem de kişilerin bilgilenmesine katkıda bulunmaktadırlar.

 Yazar: 

Tülay TÜRKYILMAZ 

Spa & Wellness Danışmanı

0 YORUM
YORUM YAP