İstanbul’un Tarihi Zenginliklerini Keşfedin!
  • 13.07.2020
  • İstanbul

İstanbul’un Tarihi Zenginliklerini Keşfedin!

Bir ayağı Asya’da, diğer ayağı Avrupa’da olan İstanbul, dünyanın en eşsiz kentlerinden biridir. Öyle ki Napoléon Bonaparte bir keresinde, “Eğer dünya tek bir ülke olsaydı, başkenti İstanbul olurdu” demiştir. Antik Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu gibi üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış şehirde çok değerli eserler vardır. Dünyaca ünlü saraylardan eşsiz kulelere, görkemli camilerden dikkat çekici çarşılara kadar İstanbul’un tarihi zenginliklerini, bu blog yazımızda sizler için inceledik.

Kız Kulesi

İstanbul’un siluetinin oldukça önemli bir parçası olan Kız Kulesi’nin ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmese de tarihinin M.Ö. 341 yıllarına kadar gittiği görülmektedir. Zaman içinde ticari gemilerden vergi toplama, savunma ve fener gibi birçok amaç için kullanılan Kız Kulesi, 2000 yılında ilk kez ziyarete açılmıştır. Kız Kulesi’nin tarih boyunca birçok ismi olmuştur. Bunlardan biri de Yunan Mitolojisi’ndeki Hero ve Leandros’un hikâyesinin ilham olduğu Leander’in Kulesi (Leander’s Tower) ismidir. Efsaneye göre, Leandros ve Hero birbirine aşık iki gençtir ama bir sorun vardır: Hero, kulede kumrulara bakmakla görevlendirilmiş bir rahibedir. Bir gün fırtınalı bir gecede Leandros, kuleden bir ışığın süzüldüğünü görüp kuleye doğru yüzmeye başlar. Hero, elindeki meşaleyle kulenin olduğu yeri göstermektedir. Ancak şiddetli rüzgâr meşaleyi söndürünce Leandros, Boğaz’ın derin sularında kaybolur. Sabahleyin Hero, Leandros’un cansız bedenini kıyıda görünce acıya dayanamayıp kendini Boğaz’ın sularına bırakır. Bunun gibi anlatılan birçok Kız Kulesi efsanesi, kulenin varlığını bir o kadar mistik yapmaktadır. Günümüzde cafe-restaurant olarak hizmet veren Kız Kulesi, pek çok özel davete ev sahipliği yapar. Kuleye ulaşım, Salacak ve Ortaköy sahillerinden sandallarla yapılır. Geçmişte Google Panoramio’nun hazırladığı listeye göre Kız Kulesi, dünyada en çok fotoğraflanan beşinci yer olmuştu. İstanbul’a ilk kez geliyorsanız kameranızı çıkarıp fotoğrafları çekmeye başlamanızı öneririz!

Sultan Ahmet Camii

1617 yılında I. Ahmed tarafından yaptırılan Sultan Ahmet Camii, İstanbul’un simgelerinden biridir. Camii; içindeki mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileri sebebiyle dünyada Mavi Camii (Blue Mosque) olarak bilinir. Ayasofya, 1935 yılında camiden müzeye dönüştürülünce İstanbul’un ana camisi rolünü Sultan Ahmet Camii üstlenmiştir. Osmanlı Devleti’nin mimari ve sanatsal açıdan en önemli eserlerinden olan Sultan Ahmet Camii’nin en önemli yanı, 20.000’i aşkın İznik çinisiyle kaplı olmasıdır. Bu da yapıyı sadece bir ibadethane yapmaktan çıkarmış ve çok önemli bir tarihi ve sanatsal eser haline getirmiştir. Bu camii, Türkiye’nin altı minareli ilk camiidir. Hatta I. Ahmed’in camiiye altı minare yaptırmak istediği duyulunca padişah küstahlıkla suçlanmıştır. Çünkü o zamanlar altı minaresi olan tek camii Mekke’deki Kabe’dir. Padişah da bu problemi, Mekke’deki camiye yedinci minareyi yaptırarak çözer. Camiyi gezmek isteyen turistler için 8:30 – 11:30, 13:00 – 14:30 ve 15:30 – 16:45 saatleri belirlenmiştir. Cuma günüyse caminin turistler için açılış saati 13:30’dur.

Kapalıçarşı

Beyazıt’ta bulunan Kapalıçarşı, dünyanın en büyük ve en eski kapalı çarşılarından biridir. Fatih Sultan Mehmet’in Kapalıçarşı’nın çalışmalarına başladığı yıl 1461, çarşının kuruluş tarihi olarak kabul görür. Buna rağmen asıl büyük çarşı Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilmiştir. Şu anda ise çarşı, 65 sokak üzerinde 3600 dükkân ve 14 hana sahiptir. Turistlerin en çok ilgi gösterdiği duraklardan biri olan Kapalıçarşı’da kıyafetlerden yiyeceklere, halılardan hediyelik eşyalara pek çok şey satılmaktadır. Kapalıçarşı’yı haftanın yedi günü 08:00 – 20:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Mısır Çarşısı

İstanbul’un popüler olan bir başka çarşısıysa Mısır Çarşısı’dır. 1660 yılında Turhan Sultan tarafından yaptırılan çarşı, Eminönü’nde Yeni Camii’nin arkasında ve Çiçek Pazarı’nın yanında yer alır. Tarihinde iki büyük yangın atlatan çarşı, günümüzde hâlâ önemini koruyor. Aktarlarıyla meşhur olan çarşıda ilaçlar, baharatlar, çiçek tohumları, kuruyemiş ve başka malzemeler de satılmaktadır. Kapalıçarşı’yla birlikte İstanbul’un en eski kapalı çarşılarındandır. Eminönü’ne gelen herkesin uğraması gereken bu çarşıda ihtiyacınız olan çoğu şeyi bulabilirsiniz.

Dolmabahçe Sarayı

Beşiktaş ve Kabataş arasında bulunan Dolmabahçe Sarayı, İstanbul’un en güzel yerlerinden birine kurulmuştur. 19. yüzyılda çağın modernleşme dalgası, Osmanlı Devleti’nde de görülmeye başlamıştır ve İstanbul’un üçüncü büyük sarayı olan görkemli Dolmabahçe Sarayı’na ilham olmuştur. 1856’da tamamlanan Dolmabahçe Sarayı, Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmıştı. 18. yüzyıl civarında fiilen olmasa bile terkedilmiş sayılan Topkapı Sarayı’nın yerini, 1856’da Dolmabahçe Sarayı almıştır. Padişahın saraya yerleşmesiyle iktidarın yeni merkezi olan Dolmabahçe Sarayı’nda 6 padişah yaşamıştır. Dolmabahçe’de yaşayan son kişi ise Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’tür. Sarayın iç ve dış süslemelerinde net bir şekilde batı tarzları esas alınmıştır. Ayrıca bu saray, Topkapı Sarayı’nın aksine tek bir bina olarak inşa edilmiştir. Sarayın mimarisinde, Topkapı Sarayı’ndan oldukça farklı olarak Rokoko, Barok ve Neo-klasik mimari tarzları benimsenmiştir. İç dekorasyonda ise sedir ve minder gibi eski tarzlara kıyasla masa ve sandalyeler kullanılmıştır. Sarayın en etkileyici kısımlarından biriyse hiç şüphesiz bahçeleridir. Bahçenin yapımında geometrik planlar, vazolar ve heykeller görülebilir. Osmanlı’nın modernleşme yolunda önemli anıtlarından olan Dolmabahçe Sarayı’nı kesinlikle görmenizi tavsiye ederiz.

Yedikule Zindanları

İstanbul’un Fatih ilçesinde yer alan Yedikule Zindanları, Türkiye’nin en eski açık hava müzelerinden biridir. Yedikule Zindanları aslında adı gibi zindan olarak değil, Bizans’a misafir gelen kralları karşılamak için yapılmıştır. Bizans döneminde inşa edilen dört kule sonrasında Fatih Sultan Mehmet üç kule daha ekler ve yedi kule olur. Tarih boyunca bazen misafirhane, bazen konser alanı bazen de zindan olarak kullanılmıştır. Özellikle Bizans ve Osmanlı döneminde mahkumlar burada işkence görürdü. Alanda bulunan her kulenin bir adı vardır. Bunlardan bir tanesi Genç Osman Kulesi’dir. Adını, Osmanlı padişahlarından en gençlerinden olan Genç Osman’ın, bu kulenin ikinci katında öldürülmesi olayından almıştır. Yedikule Zindanları’nın kanlı kuyusu da bu kulede bulunur. Kesilen başların bu kuyunun içine atıldığı bilinir. Hakkında pek çok efsane bulunan Yedikule Zindanları, tarihiyle ve atmosferiyle hala ilgi görmektedir.

Haydarpaşa Garı

Anadolu Yakasında Kadıköy ilçesinde bulunan Haydarpaşa Garı, II. Abdülhamid tarafından 1908 tarihinde yaptırılmıştır. Türkiye demiryollarının ana istasyonudur. Mimari yapısıyla oldukça dikkat çeken gar, klasik bir Alman mimarisi örneğidir. Yapımında açık pembe renkli granit taşlar kullanılmıştır. Çatısı ise Alman mimarisinde sıkça kullanılan dik çatı şeklindedir. Dış cephesinde ise geometrik desenler görülür. Binanın deniz tarafındaysa dairesel kuleler görülebilir. Gar, 2013’te tren seferlerine tamamıyla kapatıldı. Fakat hâlâ Boğaz’daki konumuyla ve mimarisiyle İstanbul’da dikkat çeken yapılardan biridir.

Çırağan Sarayı

Beşiktaş’ta bulunan Çırağan Sarayı, Sultan Abdülaziz’in talimatıyla yaptırılmıştır. Mermerden yapılan saray, oldukça büyük bir alanı kapladığı için inşaatı sırasında Beşiktaş Mevlevihanesi yıkılmıştır. Bunun uğursuzluk getireceği üzerine söylentiler çıkınca padişah bu sarayı terk ederek Dolmabahçe Sarayı’na yerleşir. Sarayın adı Lale Devri eğlencelerinden gelir. Altın yaldızlı mobilyaları ve sedef işlemeleriyle bezeli Çırağan Sarayı içi, dışı ve bahçesiyle İstanbul’un en lüks noktalarından biridir. Ulaşım açısından oldukça merkezi bir konumda olan saray, günümüzde Çırağan Palace Kempinski Oteli olarak hizmet verir. Otel olarak işletilen sarayda ayrıca restoranlar da bulunur. Günümüzde birçok sosyal aktiviteye ev sahipliği yapan saray, Boğaz manzarasıyla ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim yaşatır.

Süleymaniye Camii

Osmanlı mimarisinin önemli örneklerinden olan Süleymaniye Camii 1557 yılında yapılmıştır. Fatih ilçesinde bulunan camii; medreseler, kütüphane ve hamam gibi kısımlardan oluşur. Camiinin göz kamaştıran çinileri ve süslemeleri, bu yapıyı başlı başına bir estetik harikasına dönüştürüyor. Sadeliği ihtişama dönüştüren bu camii, İstanbul’un mimari harikalarından biridir. Camiyi görmek isteyenler, namaz saatleri dışında içeri kabul ediliyorlar.

Rumeli Hisarı

İstanbul’un önemli eserlerden olan Rumeli Hisarı’ysa Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinden önce, Boğaz’ın kuzeyinden gelebilecek saldırıları engellemek için Anadolu Hisarı’nın karşısına yaptırılmıştır. İstanbul’un fethinin ilk adımı olarak inşa edilmiştir. Dört ay gibi kısa bir sürede tamamlanan hisar, İstanbul’un fethinden sonra savaş esirlerinin tutulduğu bir hapishane olarak kullanıldı. Rumeli Hisarı günümüzde çeşitli etkinlikler için kullanılıyor. Hisarda Fatih Sultan Mehmet köprüsünü izleyip fotoğraf çekebilirsiniz. Ayrıca Osmanlı döneminden kalma savaş toplarını da görebilirsiniz.

0 YORUM
YORUM YAP